Uzun ömürlü aşkları gördüğümde çok duygulanırım.. ve ne kadar şanslı olduklarını düşünürüm hep..Benim onunla yaşadığım kısacık zamanda yarım kalan bir aşktı..
Uzun süren aşklara sevgiyle ve hatta birazcık da imrenerek bakışım belki de hep bu yüzdendir…
Hayatıma giren ilk erkekti.. Ben gözümü onda açtım.. aşkın ötesindeydi onunla yaşadığım kısacık zaman.. hani ilk göz ağrısı denir ya..
Ne kadar da yakışıklı idi.. boyu servi gibiydi.. hani kapı gibi adam deyimi vardır.. işte tıpatıp da onun için söylenmiş bir sözcüktü bence bu.. öyle güzel güler, öyle sıcak bakardı ki.. onun şefkatli bakışı ile karşılaştığımda erir bir su gibi akardım.. sanmayın ki hep öyle sıcak bakardı.. bazen kızan gözlerinde öfkeyi yakaladığımda kaskatı kesilir, mutsuzluktan ölürdüm..
Onunla tanıştığımda öyle bilgisayar filan yoktu.. soruları googla’a soramazdık elbette.. sorularımı ona sorardım ben.. büyük bir mutlulukla aklımı kurcalayan soruların yanıtını verirdi o da bana.. ne kadar çok şey bilirdi, bilgisi karşısında şaşırır ona olan hayranlığım katlanarak artardı.. çok da akıllıydı.. yaptıklarımı bilir, yapacaklarımı ise tahmin ederdi hep..
Öyle çok şey paylaşırdık ki.. bana kitap okumanın keyfini ilk kez o öğretmişti, onunla oyunlar oynar, müzeleri dolaşır, sinemaya, tiyatrolara giderdik.. ne güzel güler, eğlenirdik birlikte..
Varlığı bile bana güven verirdi.. Dizine oturup başımı göğsüne yasladığımdaki huzuru, kollarında iken duyduğum cesareti sözcüklerle anlatmam mümkün bile değildi…
Hayatındaki tek kadın ben değildim elbet.. bunu bilir ve onu müthiş kıskanırdım.. o da kıskandığımı anlar tüm şımarıklığıma katlanır, üzerime titrerdi….. beni tüm kadınlardan daha çok sevdiğini belli edercesine davranırdı.. tek gözdesinin ben olduğumu düşünmek beni gururlandırırdı.. Ne yaparsam yapayım, beni sevmekten hiç vazgeçmeyeceğini iyi bilirdim..
Beni karşılıksız seven tek erkekti.. hatalarımı hoş görür, kaprislerimi, nazımı hiç şikayet etmeden çekerdi.. hastalandığımda, ağladığımda ne kadar üzüldüğünü güzel gözlerindeki hüzünden anlardım.. geceleri üzerimi örter, ilaçlarımı saatinde içirir, gözyaşlarımı öperek severek kurutur, ağladığım ne ise, ne istiyorsam onu yapmaya çalışırdı… Ne kadar kıymetli olduğumu hissettirirdi bana..
Suçlarımın ortağı, dertlerimin arkadaşı idi…
Onunla gurur duyardım.. Benim gözümde en büyük kahraman oydu..
O benim en büyük sevdamdı..
Hastalandığında kırk iki yaşında idi..
Bir daha dönmemek üzere gittiğinde ise kırk üç.
Geride bıraktığı ise buruk bir yalnızlık ve onu her anımsadığımda burnumu sızlatan, gözlerimi yaşartan, hiç bitmeyecek bir özlem ..
Sonra hayatıma giren tüm erkeklerde hep onu aradım..
Gülüşünü bulduğum kişide onun bakışını… sevgisini bulduğumda şefkatini, boyunu postunu bulduğumda güvenini yakalayamadım.. hep bir şeyler eksik kaldı..
Onun gibisine ben, bir daha hiç rastlayamadım..
Sevdiğim adama herkes ismi ile seslenirdi..
Ben ona ismi ile hiç hitap etmedim, benim yerim bambaşkaydı..
Onun bana özel, sadece benim ona seslendiğim başka bir ismi vardı..
Ben ona baba derdim..
M.Erten-Kasım 2011, İstanbul
.jpg)
Yazınızı gözyaşları içinde okudum onların kaybı bizi kolsuz kanatsız bırakıyor onlar hayat sebebimiz canımız kanımız bizim olan şeylerin gerçek sahibi kendimizi güvende hissettigimiz tek yer belki de kendinizi mutlu ve güvende hissedebileceginiz kapı gibi birine rastlarsiniz umarim asla babayla kıyaslanmayacak elbette kimbilir belki ufak tefek bir iki kırıntı bulunur belki...saglicakla kalın mutlu olun babanız da mutlu olsun
YanıtlaSil