Gidiyorum dedi yüzüme
bakarak.. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki.. kulaklarım uğuldamaya
başlamıştı.. heyecandan sesim dudaklarımın arasından çıkmayacak sandım bir an..
Kocaman kara gözlerine baktım.. sadece ikimizin zorla duyabileceği kısık, korku
dolu bir sesle “nereye” diyebildim ancak..
O
beni hep dinlerdi.. hatta bana sormadan hiçbir şey yapmazdı.. başı sıkıştığında
yanıma koşardı.. gece korktuğunda yatağımda yatardı.. karnı acıktığında “açım”
derdi.. O bir yere giderken izin vermemi beklerdi..
Hepsi
dün gibiydi.. onu kucağıma aldığım, göğsüme bastırdığım, onun kokusunu içine
çektiğim gün.. dündü..
Sevgimle
sarmaladığım, günlerce isim aradığım, geleceğinin korkularını taşıdığım..
Hasta
olup ateşlendiğinde başucunda beklediğim geceler, okula başladığında onun için
duyduğum endişeler, okumayı sökerken çektiğimiz sancılar hepsi daha dündü..
Ağladığında
şefkatimle, öfkelendiğinde sevgimle, başarılarında övgümle, hatalarında hoşgörümle onun hep yanındaydım
ben..
Benim
minik oğlumdu o.
Ne
zaman bu kadar büyümüştü.. büyümüştü de kararlarını kendi başına verir
olmuştu..
Üstelik
o büyürken, ben neden bu kadar azalmıştım..
Gidecek
miydi?
Peki
nasıl yemek yapacaktı.. Ya çamaşırlarını kim yıkayacaktı.. Çamaşırları
yıkadıktan sonra bir de ütü vardı.. Ütü yapabilir miydi?.. Temizlik,
sorumluluk, hayatın zorlukları..
Benim
minik oğlumdu o..
Ya
onu üzerlerse.. ya acılar çekerse.. ya incitirlerse..
Gözümden
sakındığım biricik, minicik oğlumu..
Evet
okulu bitirdi, bir mesleği var ama hayatı tanımıyor ki o.. nasıl başaracak
benim yardımım olmadan..
Bana
ihtiyaç duyduğunda ne olacak peki… Kim korur, kollar onu..
Yok
canım ben olmadan yapamaz o.. Ürkek gözlerle ona baktım..
Yoksa
yapar mıydı?...
Bensiz
yapar mıydı yoksa?
İçim
burkuldu.. yüreğimde bir yangın..
Kocaman
kara gözlerine baktım..
Kara
gözlerinin içi kocaman kocaman gülüyordu.. yüzünden umutlarını
okuyabiliyordum.. hayata adım atmasının heyecanını görüyordum.. Kararlılık,
heves, güç bedeninden fışkırıyordu… Mutluydu..
Gidiyorum
dedi gözlerimin içine bakarak.. Başka bir şehirde iş bulmuş..
Yakışıklı
yüzüne baktım.. öyle güzel bakıyordu ki kocaman kara gözleri..
Bakışlarındaki
şefkat gözlerimi yaşarttı...
Ne
zaman büyümüştü o minicik yüz, bana derinden, böyle şefkatle bakacak kadar..
Yutkundum..
minik oğlumdu o benim… Ama ben farkına bile varmadan büyümüştü işte..
Büyümüştü
ve kararını vermişti.. Gidecekti..
O benim
çocuğumdu ama.. artık çocuk değildi..
Gülümsedim..
gurur duydum..
Ona
sarıldım.. kulağına eğildim “güle güle yavrum yolun açık olsun!” dedim.
M.Erten-19 Şubat 2014, İstanbul
.jpg)


.jpg)