19 Şubat 2014 Çarşamba

Nice Yıllara, Nice Yollara...



Gidiyorum dedi yüzüme bakarak.. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki.. kulaklarım uğuldamaya başlamıştı.. heyecandan sesim dudaklarımın arasından çıkmayacak sandım bir an.. Kocaman kara gözlerine baktım.. sadece ikimizin zorla duyabileceği kısık, korku dolu bir sesle “nereye” diyebildim ancak..

O beni hep dinlerdi.. hatta bana sormadan hiçbir şey yapmazdı.. başı sıkıştığında yanıma koşardı.. gece korktuğunda yatağımda yatardı.. karnı acıktığında “açım” derdi.. O bir yere giderken izin vermemi beklerdi..

Hepsi dün gibiydi.. onu kucağıma aldığım, göğsüme bastırdığım, onun kokusunu içine çektiğim gün.. dündü..

Sevgimle sarmaladığım, günlerce isim aradığım, geleceğinin korkularını taşıdığım..

Hasta olup ateşlendiğinde başucunda beklediğim geceler, okula başladığında onun için duyduğum endişeler, okumayı sökerken çektiğimiz sancılar hepsi daha dündü..

Ağladığında şefkatimle, öfkelendiğinde sevgimle, başarılarında övgümle,  hatalarında hoşgörümle onun hep yanındaydım ben..

Benim minik oğlumdu o.

Ne zaman bu kadar büyümüştü.. büyümüştü de kararlarını kendi başına verir olmuştu..

Üstelik o büyürken, ben neden bu kadar azalmıştım..

Gidecek miydi?

Peki nasıl yemek yapacaktı.. Ya çamaşırlarını kim yıkayacaktı.. Çamaşırları yıkadıktan sonra bir de ütü vardı.. Ütü yapabilir miydi?.. Temizlik, sorumluluk, hayatın zorlukları..

Benim minik oğlumdu o..

Ya onu üzerlerse.. ya acılar çekerse.. ya incitirlerse..

Gözümden sakındığım biricik, minicik oğlumu..

Evet okulu bitirdi, bir mesleği var ama hayatı tanımıyor ki o.. nasıl başaracak benim yardımım olmadan..

Bana ihtiyaç duyduğunda ne olacak peki… Kim korur, kollar onu..

Yok canım ben olmadan yapamaz o.. Ürkek gözlerle ona baktım..

Yoksa yapar mıydı?...

Bensiz yapar mıydı yoksa?

İçim burkuldu.. yüreğimde bir yangın..
Kocaman kara gözlerine baktım..

Kara gözlerinin içi kocaman kocaman gülüyordu.. yüzünden umutlarını okuyabiliyordum.. hayata adım atmasının heyecanını görüyordum.. Kararlılık, heves, güç bedeninden fışkırıyordu… Mutluydu..

Gidiyorum dedi gözlerimin içine bakarak.. Başka bir şehirde iş bulmuş..

Yakışıklı yüzüne baktım.. öyle güzel bakıyordu ki kocaman kara gözleri..

Bakışlarındaki şefkat gözlerimi yaşarttı... 

Ne zaman büyümüştü o minicik yüz, bana derinden, böyle şefkatle bakacak kadar..

Yutkundum.. minik oğlumdu o benim… Ama ben farkına bile varmadan büyümüştü işte..

Büyümüştü ve kararını vermişti.. Gidecekti..

O benim çocuğumdu ama.. artık çocuk değildi..

Gülümsedim.. gurur duydum..

Ona sarıldım.. kulağına eğildim “güle güle yavrum yolun açık olsun!” dedim.



M.Erten-19 Şubat 2014, İstanbul


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder