17 Mayıs 2017 Çarşamba

Yol

Yoldayım yürüyorum...

Önümde olup yürüyenleri takip ediyorum..

Geriye bakma diyorlar ama ileriye bakmak da bir fayda sağlamıyor.. ilerisi de zaten gözükmüyor..

Amaç bir yere gitmek değil yol nereye götürürse oraya varmak gibi..

Giderken sağına soluna bak diyorlar o yolun güzelliklerini farket..
Uzun bir süre zaten aceleden telaştan..
Geri kalan sürede de..
Gözlerinde akmayan yaşlar gözünü buğulandırdığı için..
Güzel olanı farketmenin mümkünü yok..

Yoldayım gidiyorum...

Yol uzun.. bazen sırtımdaki yükler ağır geliyor.. elime takıp sürüklüyorum...
Sürüklediğim yükler bir bir benden kopuyor.. bir bakıyorum ki artık elimde, sırtımda yük de kalmamış...

şikayet ediyordum, söyleniyordum ama  yüklenmeye alışmışım... bu seferde efkarlanıyorum..

Gözlerimde yaşlar...

Yoldayım yürüyorum..

Yolun başlangıcını pek de anımsayamıyorum ama yanımda pek çok yolcu vardı..
hepsi de çok sevdiklerimdi.. teker teker yürümeyi bıraktılar...

Yalnız yürünmüyor elbet insanın canı sıkılıyor..

Benimle yürüyenlerle, sağımdaki solumdaki ile tanışıp kaynaşıveriyorum.. kiminle yarenlik ediyorum kiminle dostluk.. kiminle de zor geliyor yolları ayırıveriyorum..

Yanına yetişemediklerim, bazen de bana yetişemeyenler oluyor elbet..

Yolda rastladıklarımla neler yapmıyorum ki.. kimi zaman kolkola, kimi zaman sırt sırta, bazen ağlaya güle, dövüşe sevişe, kiminde bağırışa çağırışa, güle oynaya.. bazen de koşa sürüne..

Yoldayım yürüyorum..

Artık yolu yarıladım diyorum.. hatta yarıyı epey geçmiş olmalıyım..

Daha önce aklıma gelmeyen bişi yapıyorum...

Arkama dönüp bakıyorum... bir de ne göreyim.. yol boyu telaş içinde beni takip edenlerle dolu..

Dönüp onlara yol çok uzun gibi geliyor ama gözümüzde büyüttüğümüz kadar değilmiş diye bağırmak istiyorum ama sonra vazgeçiyorum...

Önümdekilerden biri bana dönüp böyle bağırmıştı çünkü... gülmüştüm..

Nasılsa yürümeden anlamayacaklar söylediğimi... gülecekler...

Yoldayım gidiyorum...

Yeterli uzunlukta olan bu kısa yolculukta artık yorulmaya başlıyorum.. bazen oturup bir yerde dinlensem mi acaba diye kendi kendime soruyorum..

Yola çıkarken düşünmüyorum ama yolun yarısını aşınca beni bir düşünce kaplıyor...
Habire gözlerim doluyor.. bazen de ağlıyorum... sanırım yorgunluktan...

Yola bakıyorum..

Yol asfalt bile değilmiş.. ufak tefek taşlar.. ben bastıkça ince bir bulut halinde toprak havalanıyor.. ayakkabılarımın üzeri ince bir toprak tabakası oluyor..
bak sen gördün mü? diyorum.. yolun kenarında papatyalar varmış..
karşıda gri dumanlı dağlar..  masmavi bir gökyüzü.. bulutlar ressam elinden çıkmış gibi.. karşımdan bir kuş mu geçti ne..

Bir film repliği geliyor aklıma..
Sevgi neydi? Sevgi emekti...

Bu yolda yürümek için emek verdim ben.. hala da veriyorum..

Yine gözlerim doluyor.. yolda ilerledikçe duygusallığım artıyor herşeye ağlar oluyorum...

Yoldayım gidiyorum...

Önceden yürüdüklerimi bazen çok özlüyorum.. Tekrar yolun başına gidebilsem diyorum.. imkansız olduğunu bile bile...

Bazen de kalan yol gözümde büyüyor...

Ama yürüyorum...

Yürüyoruz...

önümdeki kalabalık olan yolcular sanki biraz tenhalaşmış.. hatta biraz da yavaşlamışlar.. içim burkuluyor..

Öndekilere bağırarak el ediyor, ağlamaklı boğuk bir sesle soruyorum...

Yolun sonunu gören var mı?


M.Erten, 17 May 2017-Kocaeli